Hem Tanıdık Hem Yepyeni: Podcast Dünyası

Farkındayız, on yılı aşkın süredir podcast’ler zaten hayatımızda. Ama emin olun bir süredir var olan bu teknoloji ile ilgili bizi yazmaya iten bazı sebepler var. Radyonun daha teknolojik bir kardeşi diyebileceğimiz podcast dünyası, birçok yayın ve kullanıcı ile kartopu gibi büyümeye devam ediyor. Son zamanlarda ise özgün içeriklerin ve kullanım nedenlerinin yaygınlaşmasıyla iyiden iyiye spot ışıklarını üzerine çeken podcast’ler, pazarlamacıların da ilgi odağı olmayı başarıyor. Değişen tüketici davranışlarıyla beraber çok da yeni bir teknoloji olmayan podcast’leri pazarlamacıların iletişim malzemesi haline getiren nedenleri gelin beraber keşfedelim.

Podcast İçeriklerin Olayı Ne?

Kalıcı ve iyi bir marka olmanın en önemli sırrı -artık sır olmaktan çıksa da- hızla gelişen teknolojiyi yakından takip etmek. Bu gelişen teknolojiye en kolay uyum sağlayan hatta şekillendiren kesim ise Y ve Z kuşağı diye tabir ettiğimiz “genç ve dinamik” insanlar. Bu nedenle bir markayı pazarlarken genç nüfusun tüketici alışkanlıklarına sızmak en önemli amaçlar arasında yerini alıyor. Tüketici alışkınlıklarına sızmanın en güzel yolu ise güçlü bir içerik pazarlamasından geçiyor. Kısacası içerik, bu işin tam da merkezinde.

Öyle ki sürekli hareket halindeki bir kitleye ulaşmak istiyorsanız podcast’ler marka iletişiminiz için size geniş bir özgürlük alanı sunuyor. Nasıl mı? Metrobüste, metroda ya da diğer toplu taşıma araçlarında can havliyle tutunmaya çalışırken ya da açık havada spor yaparken bir blog yazısı okunabilir mi? Veyahut bir video dikkatli bir şekilde izlenebilir mi? Bunların sonucu toplu taşımada skandal bir yere düşüş veya ritmi düşen verimsiz bir spor olabilir. Podcast’ler ise akıllı telefon kullanan her tüketicinin güvenli bir şekilde (yani umuyoruz) birçok anında yanında olabilir. Podcast’lerle içerik oluşturmanın hızından bahsetmiyoruz bile. Konuşmak, yazmaktan çok daha hızlı ve maliyetsiz. Ama burada demek istemiyoruz ki yazıları, kalemi, kağıdı bir köşeye atın. Biz diyoruz ki; bir marka hem yazarak hem konuşarak çok farklı yerlere taşınıp hedef kitledeki her bir bireye ulaşmada başarılı olabilir.

Kim Nasıl Kullanmış Bu Podcast’leri

Popülerliklerini arttıran podcast’lerin kullanımı 2013 yılından bu yana %75 oranında büyüme göstermiş. Bu demek oluyor ki markalar ve tüketiciler arasında sesli bağlantı gücü gittikçe yükseliyor, haliyle de rekabet çetin bir hale geliyor. İleri görüşlü markalar bu pazarda köşelerini kapmaya başladı bile! Adidas, General Electric ve Netflix gibi dünya devi markalar, hikayelerini podcast’ler yoluyla farklı içerik tarzları benimseyerek tüketicileri ile buluşturma yoluna gidiyor. Örneğin; Adidas, spor karşılaşmalarının perde arkasını ve detaylarını ele alan podcast serileri hazırlayarak tüketicisine sunuyor. Tüketicisini, merkeze sporu alarak teknolojinin her alanıyla sarıyor ve markasının hikayesine ortak ediyor.

Aynı şekilde çok fazla kullanıcısı olan Spotify, uygulamasında komedi, spor, haber, yaşam gibi alanlarda kaliteli içeriğe sahip podcast’lerle kullanıcısının markaya olan bağlılığını güçlendiriyor. Son zamanların en popüler içerik platformu Netflix ise kullanıcılarına sevdiği bir diziyi izlerken aniden dışarı çıkması gerekirse diye açıklamalı podcast hizmeti sunuyor. Bu sayede Netflix kullanıcıları, “Berlin ölecek mi, ölmeyecek mi? Ne olacak? Hay Allah, dışarı da çıkmak gerek” diye meraktan çatlamak yerine sakince podcast’lerinden takip edebiliyorlar. Bizce büyük lüks, sizce?

General Electric, Geçmişi Seçti!

Podcastler ile ilgili en ilginç noktalardan biri de en başta belirttiğimiz gibi git gide kaybolan radyo dinleme kültürüne benzerliği. Sadece biraz daha pratik ve teknolojikler. Tüketicisindeki geçmişe özlemi keşfeden General Electric’in projesi GE Podcast Theatre tüketici tarafından çok fazla ilgi görmüş durumda. General Electric, dramatik radyo anlatıcılığından esinlenerek oluşturdukları bilim-kurgu dizisi olan The Message ile beraber insanlara özlem duydukları bir mecrayı geri vermiş oldu.

Podcast’lerin tüketiciyle birebir bağlantıya geçmenin en güzel yollarından biri olduğunu söyleyen General Electric, 40’lar ve 50’lerdeki radyo konuşmalarını da toparlayarak sahip olduğu teknolojik birikimle yaratıcılığını podcast kanalıyla birleştirerek ilgi çekmeyi başardı. The Message, çok sevilerek 6 milyonu aşan indirme ile markaya iyi bir geri dönüş sağladı.

Kısacası…

Marka kimliğinizle uyumlu podcast içeriği yakalamak elbette ki kilit nokta. Efektif podcast yayınlarının sırrı; kısa olmak, özgün bir içeriğe sahip olmak, sürekli olmak ve doğru sponsorları kullanmaktan geçiyor evet, bunlar cepte. Diğer bir önemli nokta ise kimsenin dokunmadığı alanı keşfetmek. General Electric örneğinde olduğu gibi kapılmamış köşeler, güçlü bir içerikle birleştiği zaman markalar için tüketicisiyle etkileşimin ve başarının adresi oluyor.

Dünya markaları kadar yerli markaların da podcast kullanımını şöyle bir düşünmelerini diliyor ve aradan çekiliyoruz.

Birkaç Tavsiye

Bu kadar anlattık, övdük tavsiye vermemek olmaz değil mi? Özgün içerikleri ve yüksek öğreticilikleri ile popülerleşmiş birçok podcast yayını mevcut. Böyle buyurun:

 

      https://player.fm/series/house-of-cards-live-post-show-recap-of-the-netflix-original-series

  • Adidas’ın spor konusundaki aydınlatıcı podcast yayınlarına buradan ulaşabilirsiniz.

          https://player.fm/series/adidasfootball

  • Türkiye’de ise podcast alanında en eski ve en kaliteli işlerden olan “Kayıt Başladı” teknoloji, internet ve pek çok konuda yayın sunuyor.

          http://kayitbasladi.com/